10 02 2009

Google Gözü


İşte bu kriz ortamında size çok iyi gelecek, ilham verecek, zihninizi tazeleyecek ve önünüze işinizle ilgili cevaplanması gereken çok sayıda soru koyacak harika bir kitap: "What Would Google Do? (Google Olsa Ne Yapardı?)".

Jeff Jarvis'in kaleme aldığı kitap işlerimize Google'in yaratıcılarının gözünden ve düşünme filtrelerinden nasıl bakabileceğimizi gösterirken, bu 21.Yüzyıl harikası şirketin uygulamalarını işletmelerimize taşıyarak kriz döneminde bile nasıl başarıya ulaşabileceğimizin sırlarını açıklıyor.

Google'cilerin olağanüstü iş başarısı gözönüne alındığında denemeye değer bir zihin egsersizi ile karşı karşıyayız diyebiliriz.

Örneğin kitabın oldukça kışkırtıcı bölümlerinden birisinde Google otomobil üretimi işinde olsa ne yapardı, nasıl davranırdı konusu üzerine spekülasyon yapılıyor.

Konu kışkırtıcı, çünkü malum başta ABD'li üreticiler olmak üzere, tüm dünya otomobil markaları şu sıralar bunalımda ve devlet yardımına el açar halde. İş o hale geldi ki sarsılmaz denilen Toyota bile geçen hafta büyük bir zarar açıklamaktan kurtulamadı.

Yazarın konuyla ilgili ilk iddiası Google'in asla yaptığı işi otomobil üretimi olarak tanımlamayacağı şeklinde. Google'in hayata genel bakış tarzından yola çıkarak muhtemelen misyon cümlesi daha çok şöyle bir şeye benzerdi diyor yazar "İşimiz insanların bir noktadan diğerine güvenli, kolay ve bağlantılı bir şekilde ulaşmasını sağlamak ve onları bu yolculuk sırasında biraz olsun da eğlendirmektir".

Hemen tahmin edebileceğiniz gibi, misyon cümlesindeki bu radikal değişim, bir otomobil markasının önünde bir anda çok yeni iş fırsatları yaratabilir. Aslında bu spekülasyonu şu anda hayata geçirilmiş olan başarılı bir iş modeli ile açıklamak daha kolay olabilir.

New York'da faaliyet gösteren Zipcar, 200.000'in üzerinde sürücüye yaklaşık 5.000 otomobille hizmet veriyor. Zipcar müşterileri önce aylık 50$ gibi bir ücretle sisteme üye oluyorlar. On-line bir sistemle araç rezervasyonlarını yapan sürücüler, araçlarını şehrin çeşitli noktalarına dağılmış Zipcar garajlarından alabiliyorlar. Kiraladıkları araca saat başı 9$ ya da günlük 65$ ödeyen sürücüler (sigorta ve benzin dahil), işleri bittiğinde araçları diledikleri garajlardan birisine teslim edebiliyorlar.

Sistem o derece başarılı ki, Zipcar üyesi olan sürücülerin %40'ı kendi otomobillerini satıyorlar. Hiç söylemeye gerek yok, Zipcar krizde büyümesini daha da hızlandırmış durumda, artık kimse otomobile para bağlamayı istemiyor ne de olsa. Gördüğünüz gibi karşımızda otomobil üretmeye değil insanlara hizmet sunmaya odaklanmış karlı bir işletme var.

Sanırız her işletme bu örnekten kendine şöyle bir ders çıkarabilir: Şirketinizin misyon cümlesindeki ve iş tanımlamasındaki bir değişiklik, size bir anda bambaşka bir dünya ve fırsatlar sunabilir.

Bir kaç yazı daha Dünya'ya Google Gözüyle bakma egsersizlerine devam edeceğiz.

Bu arada Jeff Jarvis'in konu ile ilgili Businesweek makalesine ve videosuna ulaşmak isterseniz buraya tıklayınız