13 01 2009

Affluenza-5


Affluenza bulaştırıcı mahalle baskısından kurtulmanın en kolay yolu mahalleden taşınmak olurdu herhalde.

Lakin bu çok da mümkün değil çünkü mahalle kelimesi ile sembolleştirdiğimiz ortam en yakın arkadaşlarımızdan, aile üyelerimizden, meslektaşlarımızdan, büyüklerimizden, kısacası kendimizi tanımlamak için referans olarak aldığımız hemen herkesten oluşuyor.

Üstelik mahalle baskısından kurtulsak bile tüketimden tamamen sıyrılmanın bazı sakıncaları da var.

Birincisi yeni şeyler satın almadığımız, tüketmediğimiz bir hayatın bir hayli SIKICI olması olasılığı. Tüketimin hayatımıza kattığı anlamın(!) ve zevkin(!)yerine yeni bir şeyler koymazsak hayatın monotonluğu iyice çekilmez hale gelebiliyor.

İkinci sıkıntı ise ekonomiden patlıyor. Bu aralar medyanın sürekli gündeme getirdiği haberler bize tüketimsiz bir ekonominin varolamayacağını neredeyse ezberletiyor.Tüketim olmadan üretim, dolayısı ile istihdam da olamıyor. En azından bize anlatılan bu.

Peki bir yandan tüketmeye devam edip, bir yanda da affluenza illetine kapılmamanın, kendi kesemizi ve dünyayı mahfetmeden yaşamanın yolları var mı? Şimdi de bunu biraz ele almak lazım.