Son günlerim bol seyahatle geçti. Önce Dubai, daha sonra Suriye, Bulgaristan ve son olarak da Beyrut.
Meslek hastalığı olarak adlandırılabilecek kötü alışkanlığımdan dolayı gezdiğim bütün bu ülkelerde inovatif fikirleri ve ülkelerin inovasyon iklimini merak ettim, incelemeye, anlamaya çalıştım. Önümüzdeki günlerde vakit buldukça gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım. Bugünü konuya Beyrut'ta gitme şansını bulduğum son derece ilginç bir mekan anlatarak başlamak istiyorum: Music Hall.
Music Hall esas itibarı ile 2003 yılında sinema salonundan dönüştürülmüş kabare tarzında bir eğlence mekanı. Kocaman bir sahne, şimdiye kadar gördüğüm en büyük barlardan birisi ve 800 kişinin rahatça oturup yemek yiyip, sahneye çıkan enfes grupları dinleyebildiği bir gece kulübünden bahsediyoruz anlayacağız. Bizim gittiğimiz gece o kadar çok insan ayaktaki sanırım 1.000 kişinin üzerinde bir izleyici kitlesi vardı. Peki neresi mi inovatif bu kulübün? Müsade edin anlatayım.
Music Hall'da gecede tam 12 ayrı grup sahne alıyor. Dünya'nın her köşesinden müzikler çalan bu gruplar sadece 2'şer şarkı icra ediyorlar ve daha 2. şarkılarını bitirmek üzereler iken perde kapanıyor ve alkışlarla uğurlanıyorlar. Grupların son derece kaliteli olduğunu ve gerçekten şahane müzik icra ettiklerini de hemen ekleyeyim. Müzisyenlerin sahnede olmadığı 15 dakikalık aralarda ise DJ'ler dünyanın dört bir yanından her çeşit müziği çalıp insanları bir yandan müziğe doyuruyor, bir yandan da deli gibi dans ettirip eğlendiriyorlar. İnanılmaz bir çeşitlilik ve tempo var ortamda.
Bu kadar farklı ve coşkulu dünya müziğinin hem de canlı performanslarla bir araya getirilip çalındığı bir başka gece kulübü konsepti Dünya'da yokmuş. Bu yönüyle Music Hall son yılların en inovatif gece hayatı mekanlarından birisi olma ünvanını hak ediyor doğrusu. Laf aramızda bu kadar eğlenceli bir ortamı da şimdiye kadar hiç görmediğimi eklemem gerekir. Beyrut'un inanılmaz renkli ve bol çeşitliliğe sahip gece hayatında apayrı bir yere sahip olan Music Hall'ın ileride franchise mantığı ile küreselleşmesi hedefleniyormuş . Vikipedia İstanbul'lu bir girişimcinin böyle bir yatırımı planladığını açıklıyor bu arada.
Music Hall'ın iki kurucusundan birisi olan Michel Elefteriades bir inovasyon canavarı zaten. Lübnan'da doğan Elefteriades aslında Yunan'lı bir aileden geliyor ve hayat hikayesi inanılmaz derecede karmaşık. Lübnan iç savaşında aktif rol alan Elefteriades savaş sonrasında politik sürgün olarak Küba'da 3 yıl yaşıyor. Aslında güzel sanatlar okuyan Michel bir ressam, şair ve roman yazarı. Bu inanılmaz çok yönlü kişi aynı zamanda 120'nin üzerinde bestesi olan bir müzisyen. Ama hepsinin ötesinde Elefteriades bir müzik prodüktörü ve girişimci.
Siyasi kişiliği ile de aykırı br porte çizen bu ilginç girişimcinin belki en inovatif projesi ise Nowheristan (Hiçbiryeristan).
Milletlerin, ırkların, sınırların olmadığı bir ülke hayal eden Michel Elefteriades bu hayalini gerçekleştirmek için internet üzerinde sanal bir ülke olan Nowheristan'ı yaratmış. Binlerce vatandaşı olan Nowheristan'ın nasıl bir ülke olduğunu şöyle açıklıyor bu inovatif girişimci:
"Hayali bir ülke. Hem hiçbir yer hem de her yer. Nowheristan’da doğdunuz ülkeyi, kökenlerinizi, kültürünüzü unutup sadece siz oluyorsunuz. Hiçbir yere bağlı değilsiniz, atalarınızın yaşayışından, onların kavgalarından ve ilişki ağlarından sıyrılıyorsunuz. Örneğin bir Ermeni ya da Türk yıllar önce yaşanmış bir olayın yükünü üstlenmek zorunda değil. Bir Ermeni, büyük annesi Türklerle problem yaşadığı için Türkleri sevmemek zorunda mı? Bunu reddeder ve Nowheristanlı olur. Nereden geldiğinizin, kim olduğunuzun, alışkanlıklarınızın hiçbir önemi yoktur Nowheristan’da. Bu ütopik ülkeyi 2003’te kurdum."
Yazar: Bora ÖZKENT














